24 Nis 2011

Cahit Külebi'nin Mezarı Taşınacaksa Zile'ye Taşınmalı

 

Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI
Cahit Külebi’nin Mezarı Taşınacaksa Zile’ye Taşınmalı


Saygıdeğer hemşehrilerim, 1917’de Zile’nin Çeltek Köyünde doğan, Anaokulu’na Zile İstiklal İlkokulunda başlayan, anılarında ve şiir yapısının özünde buram buram Zile kokan hemşehrimiz Cahit Külebi’nin mezarının Niksar’a taşınma haberine son derece şaşırdım ve gerekçelerine bir anlam veremedim.

Türk Dil Kurumu için halen baskıda bulunan Cahit Külebi ve Şiir Dünyası adlı bir kitap hazırlayışım, çeşitli yerlerde Külebi üzerine konferanslar verişim, Külebi’nin Dili, Külebi’de Çocuk ve Çocukluk, Külebi’de Yurt Sevgisi gibi çeşitli makaleler kaleme alışım nedeniyle bazı şeyler söyleme yetkisini kendimde görerek saygıdeğer hemşehrilerimi bilgilendirmek ve yetkilileri uyarmak istiyorum.

Bir kişinin mezarı defnedildiği yerden, doğduğu yere taşınır. Bunun örnekleri çoktur. Ailenin ataları orada yattığı için taşınır. Külebi’nin Niksar’da yatan hiçbir akrabası yoktur. Külebi’nin babası Erzurumlu Gullebilerden Necati Efendi eşi Feride Hanım’la soyca gelip Zile’nin Çeltek Köyüne yerleşmiş, asıl adı Mahmut Cahit olan Cahit Külebi Çeltek’te doğmuştur. Aile soyatları Erencan’dır. Mahmut Cahit Erencan, Külebi takma adı ile meşhur olduktan sonra adını ve soyadını Cahit Külebi olarak tescil ettirmiştir. Necati efendi memuriyet alarak Zile’de nüfus memurluğu yapmıştır. Ailenin diğer fertleri Çeltek’te kalmıştır. Bugün soyu Çeltek’tedir.

Külebi, 7 Kasım 1996’da Münevver Oğan ve Nuray Altıntaş’la yaptığı söyleşide: “Tokat’ın Zile ilçesine 12 km uzaklıkta bulunan Çeltek köyünde doğdum. Ailem I. Dünya Savaşında Rus orduları Doğu Anadolu’yu işgal edince göç etmiş. Kış kıyamet günlerinde kağnı üzerinde uzun bir yolculuktan sonra gelip o köye yerleşmişler. Annem ateşli bir hastalık geçirmiş, saçları tamamen dökülmüş ama ölmemiş ve beni doğurmuş.”[1] biçiminde özel yaşamı ile ilgili bilgiler vermiştir.

Külebi’nin doğumu Vecihi Timuroğlu tarafından ise şöyle anlatılmaktadır: “Cahit Külebi’nin doğduğu gece, babası Çeltek’te, Şeyh Mahmut’un türbesindeymiş. Muştuyu götürmüşler, Necati Bey çok keyiflenmiş, büyük sevinç duymuş.

Necati Bey o dönemin ünlü yazarı Hüseyin Cahit Yalçın’a çok büyük hayranlık duymalı ki, kendi kendine, ‘Oğlum olursa adını Cahit koyacağım’ dermiş.

Muştuyu Şeyh Mahmut’un türbesinde alınca, bunda bir keramet olmalı ki, Şeyh Efendi’nin adını da ekleyerek Mahmut Cahit koymuş. Soyadı kanunu çıkınca da aile Erencan soyadını almış”. Külebi’nin okul hayatı Mahmut Cahit Erencan olarak geçmiştir. Cahit Külebi, “Külebi” soyadını baba tarafının lakabı olan Gullebi’den alıp tescil ettirmiştir.

Üç yaşında Zile'nin Dutlupınar mahallesindeki anaokuluna başlayan Mahmut Cahit, bir süre Dutlupınar (İstiklâl) okuluna giderse de asıl ilkokula Artova ilçesinin merkezinde başlar. 4 ve 5. sınıfı Niksar’da okuyup Sivas’a yatılı okula gider.

Sadece iki yıl babasının memuriyeti nedeniyle Niksar’da oturmak zorunda kalan Külebi’nin mezarı bu gerekçeyle Niksar’a taşınamaz. Bir iki şiirde Niksar geçiyor diye Niksarlıların bu denli sahip çıkmaları da anlamsızdır. Nice şairlerin şiirlerinde nice kent adları geçmektedir bu kentler o kişilere sahip çıkıp mezarlarını taşımıyorlardır her halde.

Uzun yıllar Turhal’da kalan ve Turhallı Leylek gibi pek çok Turhalla ilgili şiiri bulunan Ceyhun Atuf Kansu’nun mezarı Turhal’a mı taşınmalıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın mezarı Beş Şehirden birine mi götürülmelidir. Ne oluyor, anlamakta güçlük çekiyorum.

Cahit Külebi’nin küçük oğlu Ahmet Külebi genç yaşında vefat etmiş ve Ankara’ya defnedilmiştir. Eşi Süheyla Hanım’ın mezarı da Ankara’dadır. Günü geldiğinde Allah gecinden versin Külebi’nin adına şiirler yazdığı oğlu Mehmet Ali Külebi vefat edince hangi aile mezarlığına defnedilecektir. Aile niçin parçalanmak istenmektedir. Aile mezarlığı Ankara’da iken gerekçesiz Niksar’a Cahit Külebi’nin mezarının taşınması yadırganacak bir davranıştır. Çünkü Külebi her şeyden önce Evrensel bir kimliğe sahiptir. O, bu yurdun şairidir. “Edirne’den Ardahan’a, Ardahan’dan Edirneye kadar” bütün yurt köşesi onu bağrında hisseder. Niksar Belediyesi eğer Külebi’ye saygı duyuyorsa mezarını taşımak değil, yaşadığı evi restore edip, kapısına KÜLEBİ BU EVDE OTURMUŞTUR yazmalıdır. Hem daha anlamlı olur, hem de yakışanı budur.

Bu işin önderliğini yaptığı söylenen Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği başkanı M. Emin Ulu, bir yandan Zile Belediyesi ile Zile’de Cahit Külebi sempozyumu düzenliyor, Kümbet adlı Kültür Sanat Dergisi’nde Özel Sayı yapıyor sonra da Niksar Belediyesi ile birlik olup Cahit Külebi’nin mezarını Niksar’a taşımaya kalkıyor. Deyim yerinde ise böyle davranışa “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” denir.

Heykeltıraş Cahit Koççoban’ın yaptığı ve herhangi bir yerinde Külebi Çeşmesi gibi bir ibare bulunmayan, ama Külebi’ye atfedilen bir çeşmenin önceki belediye yöneticileri tarafından gerekçesi hala belli olmayan bir biçimde depoya kaldırılması bir saygısızlık olarak düşünülmemelidir. Çünkü aynı kişiler Zile’de görkemli bir biçimde Külebi Sempozyumu düzenlemiş ve Sayın Mehmet Ali Külebi’yi de konuk etmişlerdir.

Cahit Külebi’nin mezarı taşınacaksa Zile’ye taşınmalı ve Anıt Mezar Zile’ye yapılmalıdır. Zile Belediyesi Cahit Külebi adına görkemli bir anıt mezar yaptırır ve aile mezarlığını da Zile’ye taşıyabilir. Yapılacaksa yapılması gereken budur ya da aile mezarlığı Ankara’da kalmalıdır. Saygılarımla.

----------------------------------------

[1] Münevver Oğan - Nuray Altıntaş, (Söyleşi) Cumhuriyet Gazetesi Kitap eki, 7 Kasım 1996.

Hiç yorum yok: